Otoimmün Hepatit TANIM ve KLİNİK BİLGİLER: PDF Yazdır e-Posta

TANIM ve KLİNİK BİLGİLER:
Otoimmün hepatit (OİH) genetik olarak yatkın kişilerde siroza kadar ilerleyebilen karaciğerin otoimmun hastalıklarından biridir. Bu hastalıkta kişinin bağışıklık hücreleri kendi karaciğerini yabancı bir organ gibi değerlendirir ve karaciğere adeta saldırıp hasarlandırır. OİH kadın cinsiyette daha sık oranda gözlenir.
OİH sıklığı dünya haritasında değişiklikler gösterir. Kuzey Avrupa ve Amerika da tüm kronik hepatitlerin %10-20 sinden sorumlu tutulur. Bu oran güney ve doğu Avrupa da %1,5-5 oranındadır. Ülkemizde ise oranın %1,5-3 olduğu bildirilmiştir.


TANI METODLARI:

Otoimmun hepatit genellikle kronik ve sinsi seyirlidir. Yorgunluk, sarılık, sağ üst kadran ağrısı semptomları ile hastalık başlar. Buna karşılık %15-25 olguda daha önce hiçbir karaciğer hastalığı belirtisi olmaksızın ani bir akut hepatitik atak şeklinde başlayabilir. Çok nadir olarak fulminant hepatit (çok hızlı karaciğer hasarı ve yıkımı ile seyreden bir form) şeklinde seyreden olgular da bildirilmiştir.
Tedavi edilmeyen otoimmun hepatit olgularında 5 yılda ortalama %20 oranında siroz gelişimi bildirilmiştir. Siroz gelişimi sonrası HCC (karaciğer kanseri) gelişebilir, fakat oldukça nadirdir.
Otoimmun hepatitin tiplendirilmesi: Otoimmun hepatit, seumdaki birtakım belirteçler kullanılarak yani otoantikorlara göre tiplendirilir:
Tip 1 Otoimmun Hepatit:
Otoimmun hepatitlerin %80-85 ini oluşturur. ANA(anti nükleer antikor) ve/veya SMA(düz kas antikoru) pozitifliği gözlenir. Bu tipin temel antikoru ANA dır. Olguların çoğunda ANA ile birlikte SMA da pozitiftir.
Tip 2 Otoimmun Hepatit:
Bu tip otoimmun hepatit “karaciğer-böbrek mikrozomal antikoru” (LKM) Tip I ile beraberdir. LKM-1 pozitif tip 2 otoimmun hepatit tüm otoimmun hepatitlerin %10-20 sini oluşturur. Daha çok çocuklarda görülen otoimmun hepatit bu tiptedir. Erişkinlerde görülme oranı ülkeden ülkeye değişmektedir.
Tip 3 Otoimmun Hepatit:
Bu tipin immunoserolojik belirteci “soluble karaciğer antijenine” karşı gelişen “anti soluble liver antigen” (anti SLA) pozitifliğidir. Tip 3 OİH farklı antikor pozitifliğine rağmen tip 1 OİH in bütün özelliklerini taşımaktadır ve onun bir grubu olarak kabul edilmektedir.
TEDAVİ:
Kortikosteroidler(kortizon) otoimmun hepatitin standart tedavisinde kullanılmaktadır fakat her zaman başarılı değildir. Hastaların % 9 unda tedaviye yanıtsızlık gözlenir, %13 hastada 3 aylık tedavi sonrasında yetersiz yanıt gözlenir. %70 hastada ise tedavinin kesilmesinden sonraki 3 yıl içersinde hastalığın tekrardan alevlendiği gözlenir. Kalıcı tedavi tedavi yanıtının elde edilmesindeki yetersizlik nedeni ile 10 yıl içerisinde hastalık ilerlemesine bağlı olarak hastaların %40 ında siroz gelişir. Steroid yalnız başına nadiren kullanılır çoğu zaman azothiopurin ile kombine edilir. İşte bu nedenlerden dolayı, daha etkili immunsupresifler (bağışıklı sistemini baskılayan ilaçlar) kullanıma girmiştir. Karaciğer nakli son dönem hastalar için başarılı bir tedavi seçeneğidir. Fakat sınırlı nakil şansı nedeni ile daha iyi tedavi rejimlerine ihtiyaç vardır. Prednizon tek başına veya azathioprine ile birlikte kullanıldığında hastaların %65 inde 18 ay içersinde hastalık bulguları ortadan kalkar ve bir iyilik hali elde edilir. Kortikosteroid tedavisinin sonlandırılması genellikle klinik ve laboratuar bulguları düzeldikten sonra olur.
Siklosiporin bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısını ve fonksiyonlarını azalttığı için otoimmun hepatit tedavisinde kullanılabilir. Başarılı tedavi sonuçları 1 yıllık tedavi sonunda bildirilmiştir. Bununla birlikte siklosporinin böbrek hasarı, yüksek tansiyon ve kanser gelişimi gibi ciddi yan etkileri mevcuttur.
Brequinar; bağışıklık hücresi oluşumuna, çoğalmasına ve antikor üretimine engel olması gibi gerekçelerle otoimmun hepatit tedavisinde potansiyeli olabilecek bir tedavi yaklaşımıdır.
Ursodeoksikolikasit(UDKA) iki ay süresince kullanıldığında kronik hepatitli hastalarda bozulan karaciğer enzim düzeylerinde anlamlı düzelmeye yol açar. UDKA OİH tedavisinde kullanılabilecek bir diğer tedavi seçeneğidir.
FK-506; siklosporinle kıyaslandığında daha etkili bir bağışıklık sistemi baskılayacısıdır ve siklosporinden daha az yan etkisi vardır.
Timik Hormon Ekstraktları; OİH tedavisin kullanılabileceği düşünülmüşse de ne yazık ki yapılmış çalışmalarda kullanılan mevcut tedavilere üstünlüğü gösterilmemiştir.
Poliansatüre fosfatidil kolin ve prednizon kombinasyonu: OİH başlangıç tedavisinde kullanılabilecek bir tedavi yaklaşımıdır. Mevcut sonuçlar değerlendirildiğinde bu tedavi seçeneği OİH nin başlangıç tedavi yaklaşımı olarak önerilmemektedir.
Hayvanlarda denenmiş fakat henüz klinik çalışmaya girmemiş tedavi yaklaşımları da mevcuttur; Otoantijenle bağlanma aşamasında yarışan peptidler, T hücre aşılama programları, rekombinant IL-10 ve TNF antikorları gibi sitokin manüplasyonları bunlar arasında sayılabilir. Fakat bu aday tedavilerin klinik kullanıma girmesi için henüz çok erken gibi görünmektedir.
Karaciğer Nakli:
Karaciğer nakli son dönem hastalarda önemli bir tedavi seçeneğidir. Mayo klinik tecrübelerine göre 5 yıllık karaciğer nakli sonrası sağ kalım %92 oranındadır. Karaciğer nakli yapılan hastaların özellikle yetersiz bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaç kullanımına bağlı olmak üzere %17 sinde OİH tekrarlaması durumu gözlenir. Hastalığın yeniden alevlenmesi çoğu zaman bağışıklı sistemi baskılayan ilaçların dozunun değiştirilmesi ile kolaylıkla tedavi edilebilir. Fakat nadiren gelişen bu hastalık alevlenmesi siroza ve nakledilen karaciğer dokusunun yetersizliğine neden olabilir.

 

Faydalı Bilgiler

Ankara Üniversitesi

Tıp Fakültesi,Cebeci Hastanesi

Cebeci, 06100, Ankara

Telefon: 0312 5956900

E-Main: cinar@medicine.ankara.edu.tr